NLP, bir farkındalık ve esneklik ilmi olup belirli ilkeler üzerine kurulmuştur. NLP`nin kurucuları bunlara ilkeler yerine varsayımlar demeyi uygun bulmuştur. Çünkü burada verilen mesaj şu şekildedir; "Bunlar birer varsayımdır. Uygularsanız ve inanırsanız kazanırsınız".

1. İletişimin anlamı aldığımız tepkidir.
İletişimde genellikle bir kimsenin bir başkasına bilgi aktardığı varsayılır. Taraflardan biri kendisi için “anlamlı” bir bilgiye sahiptir ve karşı tarafın aktarmak istenilen şeyi anlamasını ister. Genellikle kişi “söylemek istediğini” söylediği zaman, iletişim sorumluluğunun sona erdiğini varsayar. Etkili iletişimciler konuşmayı bitirdikleri zaman sorumluluklarının sona ermediğini bilirler. Pratik açıdan bakıldığında aktardıkları mesajın anlatmak istedikleri değil, karşı taraf tarafından anlaşılan şey olduğunu bilirler. Genellikle bu ikisi birbirinden çok farklıdır. İletişimde karşı tarafın ne anladığı ve nasıl karşılık verdiği çok önemlidir. Kişinin alınan karşılığa dikkat etmesi gerekir. Eğer iletişimci istediği karşılığı alamıyorsa, alana kadar iletişimini değiştirmelidir.

2. Harita sahanın kendisi değildir.
Başarılı iletişimciler dünya ile ilgili deneyimlerini düzenlerken kullandıkları temsillerin gerçek dünyadan farklı olduklarını bilirler. Bazı semantik düzeyler arasında ayırım yapmak önemlidir. Birincisi dünyadır. İkincisi kişinin dünya ile ilgili deneyimidir. Bu deneyim bireyin dünya “haritası” veya “modeli”dir ve kişiden kişiye değişir. Her birey kendine has bir dünya modeli yaratır ve başkalarından farklı bir gerçeklik içerisinde yaşar. Kişi direkt olarak dünyaya dayalı eylemlerde bulunmaz, dünya hakkında yaşadığı deneyimlere göre eylemlerde bulunur. Bu deneyimler doğru veya yanlış olabilir. Kişinin deneyimi dünya ile benzer bir yapıda olması ölçüsünde doğrudur ve yararlı olup olmadığı da buna bağlıdır. Kişinin deneyimi ya da dünya haritası, dünyayı nasıl algıladığını ve önündeki seçenekleri belirler. NLP tekniklerinin çoğu, bireyin dünya temsilini daha yararlı ve gerçek dünyaya daha uygun kılmak üzere değiştirmeyi içerir.

3. Kişilik ile davranış arasında ayrım yapın.
Bir başka deyişle, kişinin bir konuda başarısız olması her zaman başarısız olacağı anlamına gelmez. Davranış bir insanın her hangi bir anda söylediği, yaptığı veya hissettiği bir şeydir. Ama kişiliği bu değildir. Kişilik davranışlardan çok daha geniş kapsamlıdır.

4. Her davranışın ardında olumlu bir niyet yatar.
Birey, kim olduğuna, yaşam deneyimlerine ve farkında olduğu seçeneklere bağlı olarak belirli bir anda kendisi için en iyi seçeneği tercih eder. Eğer daha iyi bir seçenek sunulursa mutlaka onu kabul eder. Birinin uygun olmayan bir davranışını değiştirmek için kendisine başka seçenekler sunmak gerekir. Bu yapıldıktan sonra doğru davranmaya başlar. NLP’de seçenekler asla azaltılmaz; daha fazla seçenek sağlanır ve mevcut seçenekler belli bir bağlama dayandırılır.

5. En esnek olan kişi ortamı kontrol eder.
Kontrol sözcüğü, bireyin kendisine veya başkalarına ait deneyimlerin kalitesini belirli bir anda veya zaman içerisinde etkileyebilme yeteneği anlamına gelir. En geniş davranış esnekliğine, yani etkileşim çeşitliliğine sahip olan kişi sistemi kontrol eder. Seçeneğe sahip olmak her zaman seçeneksizliğe göre daha iyidir, daha çok seçeneğe sahip olmak da daha az seçeneğe sahip olmaktan daha iyidir.

6. Davranışlar yapıldıkları durum ve ortama göre değerlendirilir.
Kişinin gerçekliği dünyayı algılama şekline göre tanımlanır. Dolayısıyla sergilenen bir davranış bireyin kendi gerçekliğine göre uygundur. İyi ya da kötü bütün davranışlar bir tür adaptasyondur, belli bağlamlarda faydalıdır. Öğrenildiği ortama göre bütün davranışlar, birey tarafından bugün veya geçmişte adapte edilmişlerdir. Bir bağlamda uygun olan davranış, başka bir bağlamda uygun olmayabilir. İnsanların bunu anlamaları ve gerektiğinde davranışlarını değiştirmeleri gerekir.

7. Dil, deneyimin ikincil temsilidir.
Dil kendi başına bir deneyim değil, deneyimin temsilidir. Sözcükler sadece bireyin gördüğü, duyduğu veya hissettiği şeyleri temsil ederken kullanılan tesadüfi işaretlerdir. Farklı diller konuşan insanlar aynı şeyleri temsil eden farklı sözcükler kullanırlar. Ayrıca, her birey kendi yaşamında gördüğü, duyduğu veya hissettiği şeylerle ilgili diğerlerinden farklı deneyim kümelerine sahip olduğu için kullandığı sözcükler de kişiden kişiye farklı anlamlar taşır. İnsanlar bu anlamların benzerlik taşımaları ölçüsünde birbirleriyle etkili iletişim kurabilirler. Benzerliklerin çok az olması durumunda ise iletişim sorunları ortaya çıkmaya başlar.

8. Başarısızlık yoktur, sadece sonuçlar vardır.
Deneyimleri başarısızlık çerçevesi yerine öğrenme çerçevesi açısından değerlendirmek daha doğru olur. Eğer kişi her hangi bir konuda başarılı olmuyorsa, bu başarısız olduğu anlamına gelmez. Sadece söz konusu şeyi yapmamanın bir yolunu keşfettiği anlamına gelir. O zaman kişi başarmanın yolunu buluncaya kadar davranışını değiştirmelidir.

9. Bir insan bir işi başarabilirse bunu herkes başarabilir.
Eğer bir insan belli bir davranış sergileyebiliyorsa, o zaman benim için de bunu yapmak mümkündür. Bunun “nasıl” yapıldığını saptama işlemine “modelleme” denir. NLP ilk olarak bu işleme dayanarak ortaya çıkmıştır.

10. İnsanlar amaçlarına ulaşmak için gerekli kaynaklara sahiptir.
Yapılması gereken, bu kaynakların yerini bulmak veya bunlara erişmek ve doğru bağlamda ortaya çıkmalarını sağlamaktır. NLP bu görevin başarılmasını sağlayan teknikler sunar. Bu pratikte şu anlama gelmektedir; insanların kendi sorunlarını kavramaya çalışmak veya bunların üstesinden gelecek araçlar geliştirmek için zaman kaybetmeleri gerekmiyor. Sorunları çözmek için gereken bütün kaynaklara zaten sahipler. Yapmaları gereken tek şey bu kaynaklara erişmek ve bunları şimdiki zaman çerçevesine aktarmaktır.

11. İnsanlar algılayabildikleri arasından en iyisini seçerler.
İnsanların olayları algılama yetenekleri farklı farklıdır. Seçenekler karşısındaki tercihleri de algı düzeylerine bağlıdır. Herkes kendisine göre en iyi seçeneği tercih eder. Seçeneklerin sayısını ve kalitesini ne kadar çoğaltabilirsek en iyiye ulaşmak için gerekli alternatifleri de o kadar artırmış oluruz. Bu ise belli bir bilinç düzeyi ister. Başarılı ve mutlu olmak isteyen herkes bu yüksek bilinç düzeyine ulaşmak için elinden gelen çabayı göstermelidir.

12. Zihin ve beden aynı sistemin ayrılmaz parçalarıdır.
“Zihin” ve “beden” birbirlerinden bağımsız değildir. Her iki sözcük de aynı “bütün” (Gestalt) ile ilgili parçalara işaret eder. Bir bütün olarak hareket ederler ve birbirlerine bağımlı olarak karşılıklı etkileşimde bulunurlar. Yani bedenin fiziksel durumu düşünceleri, düşünceler de hisleri etkiler. Kişinin algısal girdileri, içsel düşünce süreci, duygusal süreci, fizyolojik tepki ve davranış şeklinde çıktıların hepsi aynı anda gerçekleşir. Pratik açıdan bu şu anlama gelir; kişi, doğrudan düşünme şeklini değiştirerek yada fizyolojisini veya hislerini değiştirerek düşüncelerini değiştirebilir. Aynı şekilde düşünme şekli değiştirilerek fizyoloji veya hisler değiştirilebilir.

13. Başkaları hakkında en yararlı bilgiler davranışlardan elde edilir.
İnsanların söyledikleri şeylere kulak verin ama davranışlarına daha fazla önem verin. Bu ikisi arasında tutarsızlık olduğu zaman davranışları dikkate alın. Değişikliğin kanıtını davranışlarda arayın ve sadece sözlere güvenmeyin.